GİRİŞ
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu, 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiş ve önceki Ticari İşletme Rehni Kanunu’nu mülga etmiştir. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu kısaca TRK, zilliyetlik alacaklı tarafa geçmeden bir rehin sözleşmesi kurma imkanı sağlamış ve bu sayede borçlunun işlerinin aksamasını önlemeye ve aynı zamanda daha kolay bir şekilde finansmana ulaşmasını sağlamaktır.
Ticari işlemlerde taşınır rehni için kaynakçada gösterilen kitapların yanı sıra Bakırköy 7. Noterliğinin Noteri ile görüşülmüştür. Bu görüşme neticesinde ticari işlemlerde taşınır rehni için hazırlanılan sistemin eksikliklerinden konuştuk. Bu eksiklikler sistemin oldukça yavaş olmasıdır. Bu sistemin daha da hızlandırılması gerekmektedir; çünkü rehin verilecek şey veya şeyler sisteme yüklenirken oldukça zaman kaybı yaşanmaktadır. Aynı zamanda şeyin tam niteliği yazılmasa dahi sistem bunu kabul etmektedir, bu tür sebeplerden dolayı ileride büyük sıkıntılar çıkabilecektir.
Stok ve hammaddelerde çıkabilecek sorunlar açısından da PWC denetim firmasında çalışan arkadaşım ile görüşme şansını yakaladım. Bu görüşmede büyük şirketlerin stok ve hammaddelerindeki doğruluğun denetçi firmalar tarafından denetlendiği için güvenirliğinin oldukça yüksek olduğunu ancak orta ve küçük ölçekli firmalar açısından bunun söylenebilmesinin zor olduğunu bu sebeple de buradaki kontrolün rehin alacaklısı tarafından sürekli yapılması gerektiği kanaati vardım.
BİRİNCİ BÖLÜM
I. TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNUNUN AMACI
A.Genel Olarak
1.Amacı
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun (TRK.) amacı M. 1/1 de şu şekilde belirtilmiştir:
‘‘MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; teslimsiz taşınır rehin hakkının güvence olarak kullanımının yaygınlaştırılması, bu rehne konu taşınırların kapsamının genişletilmesi, taşınır rehininde aleniyetin sağlanması ile rehnin paraya çevrilmesinde alternatif yolların sunulması suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırmaktır.’’
Kanunun amacı gerekçesinde daha detaylı bir şekilde sıralanmıştır:
‘‘
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (YÜR. TAR.: 01.01.2017)
Kanun No. 6750
Kabul Tarihi: 20.10.2016
RGT: 28.10.2016
RG NO: 29871
GEREKÇE
GENEL GEREKÇE
Ulusal ekonomilerin gelişmesi ve korunması bakımından önemli işlevler üstlenen küçük ve orta büyüklükteki isletmelerin (KOBI) Dünya ekonomisindeki rolü küreselleşme süreci ile birlikte her geçen gün artmaktadır. KOBİ’ler, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli birer unsuru olarak önemli işlevleri yerine getirmektedir. Bu işlevleri ile sosyal sistemin denge ve istikrar unsuru olan KOBI Terin dogması, gelişmesi ve korunması için tüm ülkeler, uygun ekonomik ortamı hazırlayacak politikalar geliştirmekte ve uygulamaktadır. Ülkemizin 2002 yılından bu yana yaşadığı istikrarlı ekonomik büyümesinde, özellikle Anadolu’da faaliyet göstermeye başlayan KOBİ’lerin önemli katkısı olmuştur. KOBİ’lerin gelişimlerini olumsuz etkileyen ve faaliyetlerini istikrarsızlaştıran çeşitli sorunlar bulunmakta olup, bunların basında finansmana erişim güçlüğü gelmektedir. KOBİ’ler ticari faaliyetleri için gerekli finansman kaynaklarını, bankalar aracılığıyla temin edilen kredilerden sağlamaktadır. Özellikle kredi karşılığı talep edilen teminatlar, KOBİ’lerin finansmana erişiminde önemli zorluklar oluşturmaktadır. Bu durum KOBİ’ler için büyük isletmeler karsısında rekabet dezavantajına neden olmaktadır.
Bu itibarla, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, rekabet güçlerinin arttırılması ve dolayısıyla ülkemiz ekonomisinin dengeli ve istikrarlı büyümesine katkı sağlanması amacıyla bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.
Tasarı ile; isletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan düzenlemeler hayata geçirilecektir. Bu isletmelerin finansmana erişiminde güvence olarak kullanabilecekleri alternatif unsurlar getirilmektedir. İşletmeler tarafından temin edilmesi planlanan müstakbel varlıklar ile taşınır varlıkların getirileri de rehin edilebilecek unsurlar arasına alınmıştır. Oluşturulan Rehinli Taşınır Sicili ile taşınır rehinlerinin aleniyeti ve takibi sağlanmıştır. Yine, rehin alacaklılarının rehin haklarını güvence altına almak amacıyla rehinin paraya çevrilmesinde etkin bir mekanizma öngörülmüştür. Taşınır rehininde, mevcut düzenlemelerden farklı olarak rehne konu taşınırların ticaret unvanı ve isletme adından bağımsız olarak rehnedilmesine imkân sağlanmıştır.’’ Alıntı:Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı,17.12.2017’’
Ticari işlemlerde taşınır rehni, TMK’da düzenlenen rehin hakkından farklı olarak zilliyetliğin alacaklıya devriyle gerçekleşmemektedir[1]. Nitekim ticari işlemlerde taşınır rehnine konu olacak şey eğer alacaklıya teslim edilir; yani zilliyetliği alacaklıya verilir ise rehin veren kişinin faaliyetleri aksayacak ve durma noktasına gelecektir.
Örneğin; Rehnin konusunu hammadde varsayarsak, rehin veren hammaddeyi vermek zorunda kalacak ve sonuç olarak o hammaddeyi işleyip satamayacak ve herhangi bir gelir elde edemeyecektir. Bunun karşılığında da alacaklıya borcunu ödemeyecektir.
Yukarıda anlatılan sebepten ötürü ticari işlemlerde taşınır rehininde zilliyetlik borçluda kalmak zorundadır; aksi takdirde borçlu açısından telafisi imkansız zararlar doğacaktır. Anlaşılacağı üzere ticari işlemlerde taşınır rehini TMK’daki rehinin istisnai halidir[2].
Kanunu maddesinin lafzından da anlaşılacağı üzere kanunun amacı:
1-Teslimsiz taşınır rehin hakkının yaygınlaştırılması,
2- Rehne konu taşınırların kapsamının genişletilmesi,
3- Taşınır rehninde aleniyetin sağlanması ile rehnin paraya çevrilmesinde alternatif yolların sunulması suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırmaktır.
Bu amaç ile ticari hayatta veya kanunda sayılan kişiler teslimsiz şekilde rehin vererek finansman sağlamaları ve böylece işlerini daha iyi bir hale getirmeleridir.
Aynı zamanda şunu da ifade etmek gerekir, kanunun isminde bulunan ticari işlem kavramı dar yorumlanmamalıdır, dar yorumlandığı takdirde kanunun amacına aykırı düşülmüş olacaktır.
2. Rehini Kapsamı ve Uygulama Alanı
a.Kapsamı
TRK’nun kapsamı m.1/2’de şu şekilde düzenlenmiştir:
‘‘(2) Bu Kanun; taşınır varlıkları konu edinen işlemlerde rehin hakkının tesisine, rehin hakkının üçüncü kişilere karsı hüküm ifade etmesine, Rehinli Taşınır Siciline, rehinli alacaklılar arasında öncelik hakkının belirlenmesine, tarafların ve üçüncü kişilerin hak ve yükümlülüklerine, rehin hakkının kullanımı ile rehinli işlemlere ilişkin diğer usul ve esasları kapsar.’’
Görüldüğü üzere kanunun kapsamı oldukça geniştir.
b.Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kapsamına Giren Taşınır Değerler
TRK’nun uygulama alanı m. 1/3’de şu şekilde düzenlenmiştir:
‘‘(3) Bu Kanun, bir borca güvence teşkil etmek üzere kurulan ve konusu bu Kanunda sayılan taşınır varlıklar olan rehinli işlemlere uygulanır.’’
Görüldüğü gibi rehnin konusu kanunda sayılan taşınır varlıklarıdır. Bu taşınır varlıklar TRK m. 5’de sıralanmıştır, şöyle ki:
‘‘MADDE 5 – (1) Rehin hakkı aşağıda belirtilen taşınır varlıklar üzerinde kurulabilir:
a) Alacaklar,
b) Çok yıllık ürün veren ağaçlar,
c) Fikri ve sınai mülkiyete konu haklar,
ç) Hammadde,
d) Hayvan,
e) Her türlü kazanç ve iratlar,
f) Başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar,
g) Kira gelirleri,
g) Kiracılık hakkı,
h) Makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makineleri, elektronik haberleşme cihazları dahil her türlü elektronik cihaz gibi menkul isletme tesisatı,
ı) Sarf malzemesi,
i) Stoklar,
j) Tarımsal ürün,
k) Ticaret unvanı ve/veya isletme adı,
l) Ticari isletme veya esnaf isletmesi,
m) Ticari plaka ve ticari hat,
n) Ticari proje,
o) Vagon,
ö) Bu fıkrada sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı mülkiyet hakları,
(2) Ticari isletme ve esnaf isletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması halinde, rehnin kurulusu anında isletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık rehnedilmis sayılır. Bu varlıkların rehni diğer kanunlarca bir sicile tescilini gerektiriyorsa bu rehin ilgili sicillere bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar uyarınca önceden bir rehin hakkı tesis edilmiş olması halinde bu Kanun çerçevesinde tesis edilerek bildirilen rehin sonraki sırada yer alır. Ticari isletme ve esnaf isletmesi rehinleri ticaret veya esnaf siciline bildirilir. Birinci fıkrada yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması halinde isletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz.
(3) İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı kurulabilir. Rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, bu varlıkların mülkiyete konu edilmesini müteakip kullanılabilir.
(4) Rehin, isletmelerin mevcut veya müstakbel taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir.
(5) Her tür sözleşmeden doğan mevcut veya müstakbel alacaklar rehne konu edilebilir. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri saklıdır.
(6) Rehin hakkı bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen varlıklardan biri veya birden fazlası üzerinde kurulabilir.
(7) Kendi mevzuatı gereğince bir onaya tabi olan lisans ve ruhsatların rehni bu onayın alınması halinde mümkündür.
(8) Mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı gereken rehinler Sicile bildirilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
(9) Üçüncü kişiler, bu Kanun kapsamında borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni kurabilir.’’[3]
Görüldüğü üzere rehnin konusu oldukça geniş olmakla birlikte rehinin tarafları da genişletilmiş ve kanun ismine uygun bir şekilde düzenlenmiştir.
Buradaki asıl sorun ‘ticari işlem’ kelimesidir. Çünkü kanundan da anlaşılacağı üzere bu tür rehinleri genişletmek asıl amaçtır, ancak sadece ticari iş yapanlar mı bu şekilde işlem tesis edecektir[4]. Kanun adında yer alan ‘ticari işlem’ ile anlatılmak istenen işletme ve mesleki faaliyet kapsamında ya da ilgili bir amaç için kazanç elde etmek üzere girişilen her türlü işlem ve fiildir[5]. Bunun istisnası ‘tüketici işlemi’ ve ‘adi borçların’ rehin edilmesidir. Bu işlemler ticari işlemlerde taşınır rehni kanunu kapsamında olmayacaktır[6].
Kanunun uygulanmayacağı alanlar kanunda sayılmıştır:
‘‘(4) Bu Kanun, sermaye piyasası araçları ile türev araçlara ilişkin finansal sözleşmeleri konu edinen rehin sözleşmeleri ile mevduat rehnine uygulanmaz.
(5) Tapu kütüğüne herhangi bir nedenle tescil edilen taşınırlar bu Kanun kapsamında değildir.’’
Kanunda sıralananlardan başka istisnalar başka kanunlarca getirilmiştir[7]. Buna göre mevduat rehni, özel sicillere kaydı gereken gemi, hava aracı, iş makinesi, maden ve cevher ile motorlu taşıtlar üzerinde tesis edilen rehin hakları TRK kapsamı dışında kalmaktadır.
3.Hukuki Niteliği
Ticari işlemlerde taşınır rehininde kanun koyucu rehin sözleşmesinin borçlandırıcı işlem olduğunu kabul etmiştir. Rehin sözleşmesi rehin veren açısından borçlandırıcı bir işlem olmakla birlikte rehin alacaklısı için hüküm ifade edebilmesi için tescil (tasarruf) işleminin yapılması gerekecektir[8].
İKİNCİ BÖLÜM
II.TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ SÖZLEŞMESİ VE HAMMADDE VE STOKLAR AÇISINDAN ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR
1.Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Sözleşmesi
A. Genel Olarak
Ticari işlemlerde taşınır rehininde rehin hakkının kurulabilmesi için ilk olarak rehin sözleşmesinin yapılması gerekmektedir[9]. Rehin sözleşmesi, TRK m.2/i,3,4 ve 12’de düzenlenmiştir. Yine aynı zamanda Uygulama Yönetmeliğinin bazı maddelerinde de bu husus düzenlenmiştir.
Rehin sözleşmesi TRK m.2./i’ye göre şu şekildedir:
‘‘Rehin hakkını tesis etmek amacıyla rehin veren ile alacaklı arasında imzalanan sözleşmeyi, ifade eder’’
Bu sözleşme ile taraflar, bir borcun ödenmesini güvence altına almak için söz konusu şeyin zilyetliğinin devrine gerek kalmaksızın rehin alacaklısına rehin hakkının tesis edilmesidir[10].
1.Sözleşmenin Tarafları
Yukarıda görüldüğü üzere rehin sözleşmesini rehin hakkını tesis etmek amacıyla yapılan sözleşmedir. Burada alacaklı ve rehin verenin kim olacağına dair bir açıklama bu maddede yapılmamıştır. Bu açıklama TRK m.3’de şu şekilde yapılmıştır:
‘‘Rehinde taraflar
MADDE 3– (1) Rehin sözleşmesi;
a) Kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında,
b) Tacir ve/veya esnaflar arasında,
yapılır.’’
Maddede sayıldığı üzere rehin sözleşmesi; kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi,üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler; tacir ve/veya esnaflar arasında yapılır. Aynı zamanda şunu da belirtmem gerekir; bu kişilerden başka birileri arasında böyle bir sözleşme kurulamaz, fakat kurulmuş bir sözleşmenin yani rehin alacağının devrinde devredilen kişinin bu sayılan kişilerden olmasına gerek yoktur[11].
2.Sözleşmenin Şekli
Sözleşmeler hukuku bakımından ilke olarak şekil serbestisi mevcuttur; ancak ticari işlemlerde taşınır rehni sözleşmesinde şekil şartına bağlanmıştır. Bu şekil şartı TRK m.4’de düzenlenmiştir. Şöyle ki:
‘‘TRK M 4/2: Rehin sözleşmesi elektronik ortamda ya da yazılı olarak düzenlenir.’’
Görüldüğü üzere rehin sözleşmesi elektronik ortamda ya da yazılı olarak yapılmalıdır; aksi takdir de bu sözleşme geçerli bir sözleşme olmayacaktır. Taraflar bu iki şekilden birini seçerek sözleşmeyi oluşturabilirler, ancak bu şekilde yapılan sözleşmeler geçerlidir. Yine aynı maddede ek sekil şartları getirilmiştir, bu hususlarda şu şekildedir:
‘‘(3) Elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilebilmesi için sözleşmenin güvenli elektronik imza ile onaylanması şarttır.
(4) Yazılı olarak düzenlenen rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilebilmesi için tarafları imzalarının noterce onaylanması veya sözleşmenin Sicil yetkilisinin huzurunda imzalanması şarttır.’’
3.Tescil Ve Hüküm Doğurması
Yukarıda görüldüğü üzere sözleşme ilk olarak yazılı olmalı veya elektronik ortamda hazırlanmalıdır. Bunun akabininde bu sözleşmeler sicile tescil edilmesiyle kurulur ve hüküm doğurur. Tescil talebi, rehin sözleşmesinin her iki tarafınca birlikte yapılmalıdır. Rehin hakkının doğması bakımından tescil kurucu niteliktedir.
Sicil olarak bahsettiğimiz kurum Türkiye Noterler Birliğidir, yani rehin sözleşmelerine ilişkin işlemlerde sicil birimi olan noterlikler tarafından yerine getirilecektir. Bunun için TARES sistemi kurulmuştur. TARES sistemine taraflar yine noterlerden alınabilecek bir şifre ile giriş yapabilir ve sözleşmelerini e-imza ile burada oluşturabilirler yine aynı zamanda yazılı şekilde sözleşmeyi oluşturabilirler ve noter huzurunda imzalarını atarak tasdik ettirebilirler[12]. Rehinli taşınır sicili alenidir.
Şekil şartlarına uygun ve noterde yapılan tescil ile bu sözleşme hüküm doğurur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
III.TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ SÖZLEŞMESİNDE HAMMADDE VE STOKLARIN REHİN KAPSAMINA ALINMASI VE ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR
A.Genel Olarak
Önceki TİRK’te hammadde ve stoklara rehin konulamamaktaydı, bunun nedeni hammadde ve stokların döner malvarlığı olmasından dolayıdır.[13] Bu sebepten ötürü TİRK’te hammadde ve stoklar için rehin konulamamaktaydı. Buna rağmen yeni kanunun daha geniş ve kapsamlı olmasından dolayı bu hususları da içine almış ve kanunda bu hususlar sayılmıştır.
1.Hammadde ve Stok’un Tanımı
a.Stok’un Tanımı
Stok’un tanımı TRK 2. Madde 1. Fıkra g bendinde yapılmıştır:
‘‘g) Stok: Rehin verenin satmak, kullanmak veya kiralamak amaçlarıyla mülkiyetinde bulunan hammadde, yarı mamul veya mamul varlıkları,’’
Tanımdan da anlaşılacağı üzere stok, rehin verenin satmak, kullanmak ve kiralamak amacıyla mülkiyetinde bulunan hammadde, yarı mamul ve mamul varlıklardır; yani kişinin bir gelir elde etmek için elinde bulundurduğu mallardır. ‘‘Bir firmanın ortaya çıkabilecek ani ihtiyaçları karşılamak ve üretimin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlamak amacıyla her an el altında bulundurduğu mamul mal, ham madde ve ara malları miktarı. Bir imalatçı firma, stokta yalnız imal ettiği ve satışa hazır durumdaki malları değil, üretim ve dağıtım için gerekli olan çeşitli malzemeler, ham maddeler, araç v.s. de bulundurur. Firmanın stokunun olması aslında pahalı bir yatırımdır[14].’’ Çünkü kişi veya firma nakdini buraya bağlamaktadır. Büyük firmaların stokunun olması gerekli bir husustur; çünkü arz ve talebe karşılık üretimin yapılması gerekmekte ve ani bir ihtiyaç karşılığında malın elin altında bulunması gerekmektedir. Şunu da belirtmem gerekir ki stok bulundurmak kişinin parasını stoka yatırmasına neden olmakta ve nakit ihtiyacına sebebiyet vermektedir. Bu sebepten ötürü ticari işlemlerde taşınır rehinine stokta sokulmuştur. Kişi, stokuna yatırdığı nakdi rehin karşılığında finans kuruluşlarından veya kanunda sayılan kişilerden alabilmektedir. Bu sayede kişinin işleri aksamamakta ve nakde ihtiyaç duyulduğunda bulma imkanı sağlanmaktadır.
b.Hammadde’nin Tanımı
Hammadde’nin tanımı TRK’nda yapılmamıştır ve yapılmasına gerek yoktur. hammaddeyi tanımlayacak olursak;
Hammadde, bir ürün oluşturmak için gerekli malzemelerin işlenmeden önceki halidir. Hammadde üretim yapan kişilerin olmazsa olmazıdır ve üretim yapmak isteyen kişilerce mecburen alınması gereken maldır. Kişi veya kişiler hammaddeyi işleyerek yeni bir ürün meydana getirerek bu ürünü satmayı hedeflemektedir. Hammadde, döner malvarlığıdır.
2.Ortaya Çıkan Sorunlar Ve Çözüm Önerileri
Hammadde ve stoklar üzerinde TRK ile kurulan rehin, bilindiği gibi teslimsiz rehindir. Buradaki sorunlardan ilki, hammadde ve stoklar açısından bu malların rehin verenin dahi zilliyetliğinde kalmayıp satılacak olmasıdır; yani burada bu mallar satılmak ve ticari olarak kar sağlamak için kullanılan malzemelerdir ve tükenmektedir. Bilindiği üzere esas olarak rehinin konusunu duran şeyler oluşturmaktadır[15].
Hammaddenin rehin verilmesinde sicilin aleniyet fonksiyonunu zayıflatmaktadır, çünkü hayatın olağan akışı gereği hammaddeyi alırken sicili kontrol edip üzerinde rehin olup olmayacağını kontrol etmemektedir. Aynı zamanda rehin alan kişide bu hammaddelerin veya stokların tek tek kimlere satıldığını kontrol etme imkanı yoktur.
Aynı zamanda kişi hammaddeyi kullanarak bir üretim yapmaktadır. Bunun sonucunda TRK. madde 7 uygulama alanı bulacak ve bunun sonucunda rehin hakkı o taşınır varlığın tamamı üzerinde tesis edilmiş sayılacaktır[16]; bu şekilde bakıldığında işlenmiş bir ürün gayet doğal ki hammaddesinden daha değerli olabilecektir ve rehin veren bu durumda zarar edecektir. Bunun çözümü her ne kadar hammadde işlenince değerlense dahi o hammaddenin değeri bellidir, bu değer tespiti sözleşme kurulurken kişiler tarafından yaptırılmalı ve o değer sözleşmeye yazılmalıdır. Bu husus aşağıdaki sorunlar açısından da geçerlidir.
Fakat burada farklı bir durum karşımıza çıkmaktadır; bunun sonucunda da şu sorular aklımıza gelmektedir.
İlk olarak, Rehin edilen hammadde’nin imkansızlık nedeniyle artık bulunamaması durumunda veya vadesi geldiğinde rehin verenin temerrüde düşmesi sonucunda işlemlere başlanıldığında hammaddenin veya stok’un rehin edilen borç kadar rehin verenin elinde olmaması durumunda ne olacaktır?
Rehin alacaklısının rehin ettiği malları üzerinde denetim yetkisi verilmiştir. Rehin alacaklısı bu tür durumlar için rehin ettiği stok ve hammaddeyi sürekli denetlemeli ve tehlike gördüğü anda mahkemeden bu malları hakim kararıyla veya istinada olsa malları korumak için koruyucu önlemler almaya yetkilidir. Bu sebeple sıkı bir denetim yapılmalı ve tehlike anında müdahale edilmelidir(TRK M.12 Fıkra 2. C.2.). Aynı zamanda bu tür rehinlerde kişinin veya firmasının kişisel kefaleti alınırsa, rehin veren taraf bu sebepten ötürü daha basiretli davranacaktır.
Şu hususa da değinmek gerekir, büyük kurumsal firmalarda hammadde ve stoklar titiz bir şekilde tutulmaktadır, bu sebepten ötürü bu tür firmalardan verilen stok ve hammaddelerin doğruluğu, yıllara oranla artışı ve azalışı bellidir. Bu sebeple hammadde ve stoklar açısından TRK’ye göre rehin verilmesi büyük firmalar için avantajlıdır. Bu avantaj aynı zamanda rehin alacaklısı içinde geçerlidir. Ancak orta ölçekli ve küçük firmalar veya şahıslar için bunu söylemek mümkün değildir. Küçük ve orta ölçekli firmalar için rehin alacaklısının daha titiz davranması ve yukarıda bahsedilen hakkını kullanması gerekmektedir.
İkinci olarak, TARES sisteminde bu hammaddelerin ve stokların sadece isminin yazılması yeterli olmaktadır. Bu büyük bir sorundur, çünkü bu tür rehinler e-imzalı olarakta kurulabilmektedir, fakat bu malların tam olarak sisteme girilmemesi, sonrasında düşülecek ihtilaflarda farklı sıkıntıların çıkmasına neden olmaktadır. Bu sebepten dolayı TARES sisteminin iyi bir şekilde yapılandırılarak, bu tür elektronik olarak kurulan sözleşmelerde bütün hammaddelerin ve stokların bilgileri tamamen girilmediği takdirde sözleşmeyi kabul etmemelidir.
Üçüncü olarak, TARES sistemi yeni kurulduğundan dolayı kişiler bu stok veya hammaddelerin girilmesi hususunda büyük sorun yaşanılmaktadır. Bazı durumlarda stok ve hammadde girişi 1 haftayı almaktadır. Bu tür önem verilen bir hususta alt yapının bu şekilde olması gerçekten kötü bir durumdur.
Noterlerin işleri o kadar yoğunki bu özel durumu tam olarak bilmemekte ve deyim yerindeyse bu işlemi yapmamak için ellerinden gelen çabayı göstermektedir. Bu sebeple bu konuda uzmanlaşmış kişilerin oluştuğu bir kurum kurulmalı veyahut devlet tarafından bu işi yapacak özel bir kuruluşa ihale edilmelidir.
SONUÇ
1-Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu, mülga Ticari İşletmelerde Taşınır Rehninin hem rehin veren, hem rehin alan hemde konusu bakımından kapsamını genişletmiştir.
2-Ticari işlemlerde taşınır rehni, küçük ve orta ölçekli firma veya kişilerin finansman sağlayarak işlerini büyütmelerini amaçlamaktadır. Burada verilen rehin kavramı alışılmışın dışında teslimsiz rehindir. Bu sayede firma ve kişiler işlerini aksatmadan işlerini yapabilecektir.
3-Ticari işlemlerde taşınır rehninde çıkan sorunlar yukarıdaki öneriler ışığında değerlendirilmeli ve çözüme kavuşturulmalıdır; çünkü ticari işlemlerde taşınır rehni ile küçük ve orta işletmeler daha da büyük işler yaparak ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayacaklardır. Büyük firmalar ise bu sayede nakit sıkıntılarını çözerek daha sağlam bir şekilde büyüyecektir.
4-Tescil için kurulan TARES’in alt yapısı daha iyi bir şekilde yapılandırılmalı gerekli görülürse özelleştirilmelidir.
KAYNAKÇA
1-Prof. Dr. Rıza AYHAN- Doç.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR,Ticari İşletme Hukuku Genel Esasları,10. Bası,Yetkin Yayınları,Ankara,2017
2-Prof. Dr. Sabih ARKAN,Ticari İşletme Hukuku,23. Bası,Sözkesen Matbacılık,Ankara,2017
3-Prof. Dr. Hüseyin ÜLGEN-Prof. Dr. Mehmet HELVACI-Prof. Dr. Arslan KAYA-Doç.Dr.N. Füsun NOMER ERTAN,Ticari İşletme Hukuku,12. Levha Yayıncılık,İstanbul,2015
4-Dr.Reha POROY,Dr.Hamdi YASAMAN-Ticari İşletme Hukuku,Vedat Kitapçılık,İstanbul,2015
5-Prof. Dr. İsmail KAYAR,Ticaret Hukuku,Seçkin Yayınevi,İstanbul,2017
6-Prof. Dr. Sevilay UZUNALI, Prof. Dr.Oruç Hami ŞENER,Ticari İşletme Hukuku,Seçkin Yayınevi,İstanbul,2017
7-Yrd. Doç. Dr. Başak Şit İMAMOĞLU,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Üzerine Bir İnceleme,Bankacılık Enstitüsü Yayınları,2017
8-Prof. Dr. O. Gökhan ANTALYA, Prof. Dr. Faruk ACAR,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Aristo Yayıncılık,2017
9-Prof. Dr. Ali BOZER ,Prof. Dr. Celal GÖLE,Ticari İşletme Hukuku,Bankacılık Enstitüsü,2017
10.Prof. Dr. Mehmet BAHTİYAR,Ticari İşletme Hukuku,Seçkin Yayınevi,2017
11-Prof. Dr. Şaban KAYIHAN, Yrd. Doç. Dr. Mustafa YASAN,Ticari İşletme Hukuku,Seçkin Yayınevi,2017
12-Prof. Dr. Selma ÇETİNER,Yrd. Doç. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL,Ticari İşletme Ve Şirketler Hukuku,Seçkin Yayınevi,2017
13-Arş. Gör. Belin KÖROĞLU ÖLMEZ,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni,TBB Dergisi,2017
14- https://www.nedir.com/stok
15-www.sinerjimevzuat.com.tr (Sinerji Mevzuat Programı)
[1]Prof. Dr. Mehmet BAHTİYAR, Ticari İşletme Hukuku,18.Bası, Beta Basım Yayın Dağıtım A.Ş.,2017,s.42 vd.,Prof. Dr. Şaban KAYIHAN/Yrd. Doç. Dr. Mustafa YASAN, Ticari İşletme Hukuku,4. Bası,Seçkin Yayınevi,s.57 vd.,Prof. Dr. Selma ÇETİNER/Yrd. Doç.Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL,Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku,4.Baskı,Seçkin Yayınevi,2017,s.64 v.d.,Prof. Dr. İsmail KAYAR,Ticaret Hukuku, 4. Bası,Seçkin Yayınevi,2017,s.78 v.d.,Prof. Dr. Rıza AYHAN/Doç.Dr.Hayrettin ÇAĞLAR,Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar,10 Bası,Yetkin Yayınları,2017,s.163 vd., Prof. Dr. Sabih ARKAN,Ticari İşletme Hukuku,23. Bası,Banka ve Ticaret Hukuku Ararştırma Enstitüsü,2017,s.47 v.d., Prof. Dr. O. Gökhan ANTALYA/Prof. Dr. Faruk ACAR, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Aristo Yayınevi, İstanbul,2017,s.1, Belin KÖROĞLU ÖLMEZ,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni,TBB Dergisi,2017,s.262
[2] BAHTİYAR, a.g.e., s.42 vd.,KAYIHAN/YASAN, a.g.e.,s.57 vd.,ÇETİNER/BOZKURT YÜKSEL,a.g.e.,s.64 v.d.,KAYAR,a.g.e.,s.78 v.d., AYHAN/ÇAĞLAR,a.g.e.,s.163 vd., ARKAN,a.g.e.,s.47 v.d.,
[4] AYHAN/ ÇAĞLAR,a.g.e.,s.170 vd., ANTALYA/ ACAR,a.g.e.,s.12 vd.,
[5] AYHAN/ ÇAĞLAR,a.g.e,s.170 vd., ANTALYA/ ACAR, a.g.e.,s.12 vd.,
[6] AYHAN/ ÇAĞLAR,a.g.e,s.170 vd., ANTALYA/ ACAR, a.g.e.,s.12 vd.,
[7] Bkz.5411 s. Bankacılık Kanunu m.61, RTS Yönetmelik m.13/4.
[8] BAHTİYAR,a.g.e.,s.42 vd., KAYIHAN/YASAN,a.g.e.,s.57 vd., ÇETİNER/ BOZKURT YÜKSEL,a.g.e.,s.64 v.d.,KAYAR,a.g.e,s.78 v.d., AYHAN/ ÇAĞLAR,a.g.e,s.163 vd., ARKAN,a.g.e.,s.47 v.d., ANTALYA/ ACAR, a.g.e., s.7 v.d., Belin KÖROĞLU ÖLMEZ,Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni,TBB Dergisi,2017,s.262 vd.
[9] ANTALYA/ ACAR, a.g.e.,s.16.,
[10] ARKAN,a.g.e.,s.52,
[11] ARKAN,a.g.e.,s.53,
[12] ANTALYA/ ACAR, a.g.e.,s.46
[13] ‘’Dönen Varlıklar: İşletmenin faaliyeti dönemi içinde yer alan ve sağladığı yarar o dönem içinde sona eren varlıklardır. Dönen varlıklar grubunda bir yıl veya daha kısa süre içinde paraya çevrilebilecek değerler yer alır. Dönen varlıklar grubundaki hesap kodlarının hepsi 1 ile başlamaktadır.’’ Alıntı: http://www.muhasebedersleri.com/genel-muhasebe-2/donen-varliklar.html ,17.12.2017
[14] https://www.nedir.com/stok , Alıntı Tarihi,17.12.2017
[15] ANTALYA/ACAR,a.g.e.,s.71,
[16]ANTALYA/ACAR,a.g.e.,s.71
