HUKUKİ İŞLEM

GİRİŞ

            Hukuki işlem, Borçlar Hukukunun temelini oluşturmaktadır. Bu sebepten dolayı da hukuki işlemi,unsurlarını ve çeşitlerini incelemeye çalışmış bulunmaktayım. Hukuki işlem, Roma Hukukunda varlık kazandığını söyleyebiliriz. Günümüz hukukuna da Pandektist Hukukçuların Roma Hukukundan etkilenmeleri neticesinde gelmiştir. Hukuki işlemin ne 818 sayılı Borçlar Kanununda ne de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda tanımlanmamıştır. Hukuki işlemi, bir veya birden fazla kişinin irade açıklaması veya irade açıklamalarının  hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde bir hukuki sonuç doğurması için yapılan irade açıklamaları olarak tanımlamak mümkündür. Yazımda hukuki işlem ayrıntılı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır.

BİRİNCİ BÖLÜM

I. Hukuki İşlemin Tanımı, Hukuki İşlemin Unsurları ve İrade Beyanı

A.Hukuki İşlemin Tanımı

Hukuki işlem kavramı Roma Hukukun da tanımlanmamıştır. Her ne kadar hukuki işlem Roma Hukukunda tanımlanmasa dahi hukuki işlemin önemini Roma Hukukçuları farkına varmış ve temellerini atmışlardır. Romalılarda hukuki işlemlere uygulama yönünden önem verilmiştir. Yani Romalılar hukuki işlemi şuan ki sistemimizde olduğu gibi soyut olarak tanımamış, sadece somutlaştırılarak incelenmiştir. Somutlaştırarak incelemelerinden kast ettiğim ise tek tek hukuki işlem türlerini incelemişler geçerlilik şartlarını v.s. belirlemişlerdir. [1]

 Roma hukukundan etkilenen Pandektist anlayış hukuki işlemi kavramını geliştirmiş ve sistematiğini oluşturmuşlardır. Pandektist anlayış İsviçre Hukukunu etkilemiş bunun sonucu olarak da Türk Hukuku da etkilenmiştir.[2] Yukarıda değinildiği üzere Pandektist anlayış ile gelişip sistematiği oluşan bu kavramın tanımı İsviçre Hukuku ve Alman Hukukunda da yapılmamıştır.[3] Türk Hukuku bakımından da hukuki işlemin tanımı ne 818 sayılı Borçlar Kanunun da nede 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda yapılmamıştır. Bu sebepten dolayıdır ki doktrinde hukuki işlemin tanımıyla ilgili bir çok benzer yönde tanımlar mevcuttur. Hukuki işlemi, bir veya birden fazla kişinin irade açıklaması veya irade açıklamalarının  hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde bir hukuki sonuç doğurması için yapılan irade açıklamaları olarak tanımlamak mümkündür.[4]

Tanımdan anlaşılacağı üzere hukuki işlemin temel iki kısımdan oluştuğunu söyleyebiliriz; buna göre hukuki işlemin unsurları ve hukuki sonucudur.Hukuki işlemin unsurları, hukuki işleme varlık kazandıran unsurlardır. Yani bu unsurlar gerçekleştiği takdirde hukuki işlem doğar ve varlık kazanmış olur; İrade açıklamasının yöneldiği hukuki sonuçlar ise şu şekilde karşımıza çıkmaktadır: bir hakkın veya bir hukuki işlemin doğması, değiştirilmesi, sona erdirilmesi veya devredilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.[5] Bu yönden bakıldığında hukuki işlem irade özerkliğinin gerçekleştirme araçlarından biridir.[6] Bunların yanında her ne kadar bir hukuki işlem bu şartları taşısa dahi o hukuki işlemden beklenen sonuçların doğması için geçerlilik ve etkinlik unsurlarının da olması gerekmektedir. Aksi takdirde hukuki işlem varlık kazansa dahi bu unsurların eksikliğinden dolayı geçersiz bir hukuki işlem olacaktır. Aşağıda bu hususlar ayrıntılı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır.

B.Hukuku İşlemin Unsurları

1.Hukuki İşlemin Kurucu Unsurları

a.İrade Açıklaması

            İrade açıklaması, hukuki işlemin merkezini veya bir başka tabirle temel kurucu unsurudur. İrade psikolojik bir olaydır, bu sebepten dolayı insanın içinde yaşadığı dünyasının hukuk düzeni açısından hiçbir önemi yoktur; ancak insanın içinde yaşadığı dünya dış dünyaya aksederse önemli bir hale gelmektedir.  Buna göre irade açıklaması, bir kimsenin veya kimselerin bir hukuki sonuç elde etmek için dış dünyaya bir şekilde iradelerin açıklanmasıdır.[7] Her ne kadar irade açıklaması ile hukuki işlemin tanımı birbirlerine benzese de birbirinden farklı kavramlardır. Bunun sebebi hukuki işlemin geçerli olabilmesi için diğer kurucu unsurlarında olması gerekmektedir. Ancak burada bir hususa değinmek gerekmektedir. Bazen irade açıklaması hukuki işleme eşit olabilmektedir. Şöyle ki irade açıklaması tek başına hukuki işlemin kurulmasına yetmektedir. Buna örnek olarak fesih işlemini gösterebiliriz.[8] Bu sebepten dolayı da irade açıklaması ve hukuki işlem istisnai bir hal olarak karşımıza çıkmaktadır.[9]

            Bazı hukuki işlemlerin doğmasında irade açıklaması tek başına yeterli değildir. Bazı dış kurucu unsurlarında eklenmesi gerekmektedir. Örnek verecek olursak sözleşmeyi ele aldığımızda bir sözleşmenin kurulabilmesi için karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarının bulunması gerekir aksi takdirde sözleşme kurulmayacaktır. Yani sözleşmelerde karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları iki kurucu unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Resmi makamın fiilide hukuku işlemin kurulması için irade açıklamasına eklenmesi gereken bir unsur olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu hususa örnek olarak da taşınmaz mülkiyetinin devrini verebiliriz. Taşınmaz mülkiyetinin devri, mülkiyet sahibinin tapuya başvurarak, kendi taşınmazını bir başka kimseye devretmesini talep etmesi ve tapu memurunun da bu açıklamaya uygun olarak tescil işlemini yapması ile mülkiyetin bir başka kişiye geçmesini oluşturmaktadır. Buradaki birinci unsur taşınmaz sahibinin mülkiyetin devri ile ilgili talebi, ikinci unsur ise tescil işleminin yapılmasıdır. Bu tür iki kurucu unsurlu hallere doktrinde ‘‘hukuki işlemin çift kurucu unsuru veya olgusu’’ adı verilmiştir.[10]          

2.Hukuki İşlemin Geçerlilik ve Tamamlayıcı Unsurları

            Bir hukuki işlem kurucu unsurların varlığı halinde kurulmuş olur; fakat meydana gelmiş hukuki işlemden istenilen sonuçların elde edilmesi için bazı unsurların varlığı gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki geçerlilik unsurları, ikincisi ise tamamlayıcı unsurlarıdır.

Geçerlilik unsurları, kişi veya kişiler tarafından yapılmak istenilen hukuki işlemi, hukuk düzeni içinde olması gerektiği; aksi takdir de hukuki işlemde kişilerin istedikleri sonucu elde edemeyeceği unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçerlilik unsuru, bir hukuki işlemin geçerli olarak kurulmasını sağlamaktadır. Hukuki işlemin geçerlilik unsurlarını şu şekilde saymak mümkündür: bir hukuki işlemin ahlaka uygun olması, içeriğinin imkansız olmaması, fiil ehliyeti ve şekil şartına uyulmuş olması, muvaaza olmaması olarak sayabiliriz.[11] Tamamlayıcı unsurlar ise şu şekilde ifade etmek mümkündür: kanuni temsilcinin izni, bir hukuki işlemin şarta bağlanması ve hakimin onayı ve buna benzer kanunda öngörülen sözleşmenin askıda kaldığı durumlar olarak sayabiliriz.[12]

C. İrade Beyanı

1.İrade Beyanının Tanımı

            ‘İrade beyanı’ kavramı ile ‘irade açıklaması’ kavramı genellikle aynı birbirleri yerine kullanılan kavramlardır. Fakat bu kavramlar her ne kadar birbirleri yerine kullanılsa da irade açıklaması irade beyanından daha geniş bir kavramdır. Şöyle ki irade açıklamasının türleri olarak karşımıza ‘irade beyanı’ ve ‘irade faaliyeti’ karşımıza çıkmaktadır.[13] İrade faaliyeti, işlem iradesi karşı tarafa bildirilmeksizin kişinin harekete geçerek bir hukuki sonucu meydana getirmesidir.[14] İrade beyanında ise, işlem iradesi karşı tarafa herhangi bir şekilde bildirilir karşı taraf ise bu irade beyanını karşı bir irade ortaya koyar ve hukuki sonuç bu şekilde ortaya çıkar.[15]

Yukarıdaki açıklamalara göre irade beyanı, bir kişinin bir hakkı veya hukuki ilişkiyi hukuki sonuca bağlamak için işaretlerle,yazıyla veya söz ile dış dünyaya açıklanmasıdır.  İrade beyanının iki unsuru vardır. Bunlar; irade ve beyandır. Bu unsurlar aşağıda incelenecektir.

2.İrade Beyanının Unsurları

a.İrade Unsuru(Subjektif Unsur)

İrade, irade beyanının subjektif unsurudur. İrade üç unsurdan oluşmaktadır. Bunlar; fiil iradesi, beyan iradesi ve işlem iradesidir.

1.Fiil İradesi(Handlungswille)

            Fiil iradesi,dış dünyaya iradeyi göstermek için yapılan bilinçli bir davranıştır. Tanımdan da anlaşıldığı üzere fiil iradesi bir davranışa dayanır. Bu davranış sözle, yazıyla veya herhangi bir harekete bazı hallerde susmaya bile dayanabilir.[16]

            Kişi iradesi dışında bir beyanda bulunmuş ise fiil iradesi yoktur. Kişinin iradesi dışında beyanda bulunmasına örnek verecek olursak; uyku anı, narkoz etkisinde ki bir kişi ve ayrıca kişinin iradesine bir başkası tarafından zorlaması altında irade beyanında bulunması.  Bu sebepten dolayı da görünüşte bir irade beyanının varlığı görünse de  irade beyanının unsurlarından olan fiil iradesi olmadığı için hukuki işlem oluşmamıştır, yani yok hükmündedir.[17]

2.İşlem İradesi(Geschaeftswille)   

            İşlem iradesine, doktrinde ‘sonuç iradesi (Erfolgswille)’ veya ‘hukuki sonuç iradesi(Rechtserfolgswille)’ adları da verilmektedir. İşlem iradesi, hukuki işlem yapma iradesidir. İşlem iradesi, kişinin bir hukuki sonuca yönelmiş iradesinin içeriğinin yani konusunu içerir. Yani kişinin bir hakkı veya hukuki ilişkiyi kurması,değiştirmesi veya sonlandırmasını ifade eder. Bu sebepten dolayı da işlem iradesi ,irade beyanının içeriğini ve konusunu oluşturur. İşlem iradesinde, irade beyanında bulunan kişinin hukuki bir niyeti olmalıdır. Çünkü işlem iradesi hukuki bir sonucun doğmasını böylelikle kişinin borç altına girmesini sağlar. Bu yönüyle de borç ilişkisi hatır ilişkisinden ayrılır. Yani hatır için yapılan işlerde de işlem iradesi olarak kabul edilmez.[18] Aynı zamanda  Eğer kişinin hukuki bir niyeti olmazsa işlem iradesi olmadığından dolayı irade beyanında unsurları gerçekleşmeyeceğinden hukuki işlem kurulmayacaktır.[19]

3.Beyan İradesi(Erklarungswille)

            Beyan iradesi, kişinin işlem iradesini karşı tarafa bildirme iradesidir. Yani bir kimse bir hukuki sonuca ulaşmak için karşı tarafa herhangi bir şekilde bu iradesini bildirmesidir. Yukarıda ki tanımdan da anlaşılacağı üzere işlem iradesi ile beyan iradesi bağlantılıdır. İşlem iradesi yok ise beyan iradesi de yok kabul edilmektedir. Fakat burada bir hususu belirtmek gerekir; işlem iradesi olmayan bir beyan iradesinde karşı taraf beyan iradesini ciddiye alırsa ne olacak sorusu karşımıza çıkmaktadır. Bu hususta iki farklı görüş mevcuttur. Bir görüşe göre: bu sorunun çözümü olarak doktrinde ‘beyan bilinci’ ile ilgili olduğu belirtilmektedir. Şöyle ki, beyan iradesi ve beyan bilincinden yoksun dış dünyaya yansıyan fiili irade beyanı olarak kabul etmemektedir. Beyan bilinci, kişinin dış dünyada yaptığı hareketin bilincinde olmasıdır. Eğer böyle bir bilinç yok ise böyle bir hukuki işlemin kurulmadığı varsayılmıştır.Bu görüşe klasik görüş denmektedir. [20] İkinci görüşe göre bir davranışta bulunan kişi, bu davranışı ile iradesini beyan etme niyeti olmasa bile koşulları oluşmuş ise kişinin davranışı beyan iradesi olarak yöneltilebilmektedir. Bu güven teorisinden hareketle çıkmış bir olgudur. Bu hususta karşımızıa iki şart çıkmaktadır. birinci şart: davranışın yöneltildiği kişi dürüstlük kuralları çerçevesinde kendisine yöneltilen davranışa irade beyanı anlamını vermek zorundadır. İkinci şart ise; davranışı yönelten kişi gereken özeni göstermiş olsaydı, karşı tarafça bu durumun irade beyanı olarak anlaşabileceğini anlayacak durumda olmasıdır.[21]  

Bu hususta doktrinde ünlenmiş iki örneği aynen aktarmak istiyorum. Birinci Örnekte ‘ İlk örnek; üyeler arasında iki dosyanın dolaştırılarak her bir üyenin imza atmasının sağlandığı bir dernek yönetim kurulu toplantısıdır. Buna göre ilk dosyada bir üyeye gönderilecek kutlama yazısı, diğerinde ise dernek tarafından tavsiye edilen bir dergiye abone olunduğunu bildiren yazı mevcuttur. (A) sadece kutlama yazısını imzalamak istediği halde, önüne gelen iki dosyayı da tam olarak okumadan imzalamış ve istemediği halde derginin abonesi olmuştur. [22]

İkinci örnekte ise ‘ Keza, Almanya’da meşhur bir misalde olay şöyle cereyan etmiştir. Çevreye yabancı bir kişi eğlenmek için şarap içilen bir lokale girmiştir. Lokalde aynı zamanda artırma yoluyla şarap satılmaktadır. Artırma esnasında yabancı, karşıda bir arkadaşını görmekte ve ona el sallamaktadır. Ancak, o çevrede kökleşmiş adete göre artırma esnasında el kaldırmak, artırmaya katılmak anlamına gelmektedir. Satış memuru yabancının el kaldırması üzerine onun yabancı olduğunu bilmediği için ihaleyi ona yapmaktadır.[23]

İlk örneği inceleyecek olursak, yukarıdaki açıklamalara göre, dernek yönetim kurulu üyesi dikkatli davranmış olsaydı, bu sözleşmeyi imzalamayacaktı yani hadise meydana gelmeyecekti. Bu sebepten dolayı dernek yönetim kurulu üyesinin davranışını irade beyanı olarak değerlendirmek gerekir ve sonuç olarak da irade beyanı oluşmuş olacaktır. Böylelikle aralarındaki hukuki ilişki kurulmuş sayılacaktır. Bundan sonra yönetim kurulu üyesi hata hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir. [24]

İkinci örnekte ise, el kaldıran kişi her ne kadar dikkat etse de bu geleneği bilemeyeceğinden dolayı, el kaldırma davranışı irade beyanı olarak ortaya çıkmayacaktır. Bu sebepten dolayı hukuki işlem hiç kurulmamış sayılacaktır.

b. Beyan Unsuru (Objektif Unsur)

            Beyan unsuru, irade beyanının objektif unsurudur. Beyan iradesi işlem iradesini dışarıya sözlü,yazılı, işaretle bazı hallerde ise susma ile oluşan maddi bir fiildir.[25]

II.Hukuki İşlemin Çeşitleri

A.Hukuki İşlem ile Düzenlenen Hukuki İlişkinin İçeriğine Göre

            Hukuki işlem ile düzenlenen hukuki ilişki düzenlediği hukuki ilişkinin düzenlediği içeriğe göre değişim göstermektedir. Mesela borçlar hukuku,miras hukuku gibi işlemlere ayrılır. [26]

B.Hukuki İşleme Katılanların Sayısına Göre

a.Tek Taraflı Hukuki İşlemler

            Bazı hukuki işlemler, bir kişinin irade beyanıyla varlık kazanmakta ve hukuki sonuç doğurmaktadır. Bunlara tek taraflı hukuki işlem denilmektedir. Tek taraflı hukuki işlemler genel olarak yenilik doğuran hakların kullanılması olarak çıkmaktadır.[27]  Tek taraflı hukuki işlemlerde sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesi geçerlidir. Yani tek taraflı hukuki işlemler kanunda öngörülmüştür. Tek taraflı hukuki işleme örnek olarak dönme hakkını verebiliriz.[28]

b. İki veya Çok Taraflı Hukuki İşlemler

            İki veya çok taraflı hukuki işlemler, sözleşme ve karar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği üzere sözleşme birden fazla kişinin karşılıklı birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan hukuki işlemlerdir. Kararlar ise birden fazla kişinin bir hukuki sonuç hakkında irade beyanları uyuşmasa dahi çoğunluğun iradesinin uyuşmasının yeterli görülüp hukuki sonuca ulaşmaya yönelen irade beyanlarıdır.[29]

C.İvazlı İvazsız Olmalarına Göre Hukuki İşlemler

            Hukuki işlemler, ivazlı veya ivazsız olarak yapılabilmektedir. İvazlı hukuki işlemlerde bir karşılık mevcut iken ivazsız da bir karşılık bulunmamaktadır. Yani hukuki işlemde bir karşı edim mevcut ise ivazlı hukuki işlem; karşı edim yoksa ivazsız hukuki işlem olarak karşımıza çıkmaktadır.[30]

D.Hukuki Sonuçlarını Meydana Getirdikleri Ana Göre Hukuki İşlemler

a.Ölüme Bağlı Tasarruflar

            Ölüme bağlı tasarruflar, irade beyanında bulunan kişinin ölümü ile hukuki sonuç doğuran hukuki işlemlerdir.Yani kişi öldükten sonraki hukuki işlemi düzenlemek için ölmeden önce irade beyan ederek, öldükten sonra sonuç doğurmasını amaçlamaktadır. Ölüme bağlı tasarruf kanunda sınırlı sayıda sayılmıştır. Bunlar vasiyetname ve miras sözleşmesidir. Ölüme bağlı tasarruflarda şekil serbestisi yoktur bu sebepten dolayı kanunun belirlediği şekillerde yapılmak zorundadır. Aksi takdirde iptal sebebi ortaya çıkacaktır. [31]

b.Sağlararası Hukuki İşlem

            Sağlararası hukuki işlem ise irade beyanında bulunan ve beyanın yöneltildiği kişler hayatta iken hüküm ve sonuç doğuran hukuki işlemlerdir.

E.Mal Varlığına Yaptıkları Etkilere Göre Hukuki İşlemler

a.Borçlandırıcı Hukuki İşlem

            Borçlandırıcı işlem, irade beyanını yönelten veya irade beyanı yöneltilen taraflardan her ikisinin ya da birinin borç altına sokan işlemdir.[32] Yani borçlandırıcı işlem hukuki işlemi yapma isteğinde bulunan kişinin malvarlığının pasif kısmını artırırken aktifini azaltmaktadır. Borçlandırıcı işlem genelde borç sözleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Borçlandırıcı sözleşmelere örnek verecek olursa; satış, kira v.s. Borçlandırıcı işlem bir hakka veya hukuki ilişkiye dolaylı olarak etki eder. Çünkü borçlandırıcı işlemin edimi bir hakkın devrini, değiştirilmesini veya ortadan kaldırılması taahhüdünü kapsar. [33]

b.Tasarruf İşlemi

            Tasarruf işlemi, hukuki sonuca doğrudan etki eden işlemlerdir. Yani tasarruf işlemi, işlemi yapan kişiye ait olan tasarrufa elverişli hakkını kısıtlaması,değiştirmesi ,ortadan kaldırması veya bir başkasına geçirmesi olarak ifade edilebilir. Tasarruf işleminde ise malvarlığının aktifi azalmaktadır. Tasarruf işleminin en önemli özelliği tasarruf yetkisinin varlığının gerekmesidir. Tasarruf yetkisi, kişinin hakka doğrudan etki edebilecek olma yetkisidir. Kural olarak tasarruf yetkisi hakkın içeriğindedir. Ancak bazı hallerde bu yetki kaldırılır veya sınırlandırılır. Bundaki amaç üçüncü kişileri korumaktır. [34]

III.YOKLUK

            Yokluk, hukuki işlemin kurucu unsurlarının olmamasından veya kanunda kurucu unsur olarak belirtilen unsurların eksik olması nedeni ile işlemin hukuk aleminde hiç var olmamasıdır. Bu sebepten dolayı yok olan bir hukuki işlemin geçerliliğinden veya geçersizliğinden bahsedilemez. Kişi yok olan hukuki işlemin varlığını iddia ediyorsa ispat külfeti iddia eden taraftadır. Yokluk tek taraflı hukuki işlem ise kurulamadığı için bu işlemi yapanı, veya çok taraflı bir hukuki işlemse de tarafları bağlamayacaktır.[35]

Yokluk taraflar tarafından her zaman ileri sürülebilen bir olgudur. Bir işlem yok hükmünde ise artık bu işlemi düzeltmek veya geçersizlik hükümlerindeki gibi tahvil etmek mümkün değildir. Taraflar bu işlemi yapmak istiyorlarsa kurucu unsurları var ederek yeni bir işlem kurmaları gerekmektedir.[36]

SONUÇ

1- Hukuki işlemi, bir veya birden fazla kişinin irade açıklaması veya irade açıklamalarının hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde bir hukuki sonuç doğurması için yapılan irade açıklamaları olarak tanımlamak mümkündür.

2- İrade beyanı, bir kişinin bir hakkı veya hukuki ilişkiyi hukuki sonuca bağlamak için işaretlerle, yazıyla veya söz ile dış dünyaya açıklanmasıdır. İrade beyanının unsurlarının bulunmaması halinde yapılan hukuki işlem yok hükmündedir.

3-Hukuki işlemin kurucu unsurlarının olmaması durumunda, yapılan işlem yok hükmündedir. Yok hükmünde olan hukuki işlemler düzeltilerek veya tahvil ederek bu işleme hayat verilemez.

KAYNAKÇA

  1. Prof. Dr. Andreas Von TUHR,Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı Cilt 1-2, Çeviren Av.Cevat EDEGE, Yargıtay  Yayınları No:15,Ankara,1983
  2. Prof. Dr. Kemal OĞUZMAN/Prof. Dr. Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri Cilt 1, 11. Bası,Vedat Kitapçılık,İstanbul,2013
  3. Prof. Dr. Fikret EREN,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, 21. Baskı,Yetkin Yayınları,  Ankara,2017
  4. Prof. Dr. Haluk Nami NOMER, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14.Baskı,Beta Yayıncılık,İstanbul,2015
  5. Prof. Dr. O. Gökhan ANTALYA,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri,Cilt 1, Legal Yayıncılık,İstanbul,2015
  6. Prof. Dr. Pierre TERCIER/Prof. Dr. Pascal PICHONNAZ/Doç.Dr. H. Murat DEVELİOĞLU,1. Baskı On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016
  7. Prof. Dr. Ahmet M. KILIÇOĞLU,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri,20. ,Ankara,2016
  8. Yrd. Doç.Dr. Pakize Ezgi AKBULUT,Borçlar Hukukunda Kesin Hükümsüzlük Yaptırımının Amaca Uygun Sınırlama (Teolojik Redüksiyon) Yöntemi İle Daraltılması, 1.Baskı,On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016
  9. Prof. Dr. Bülent TAHİROĞLU/Prof. Dr. Belgin ERDOĞMUŞ,Roma Hukuku Dersleri,7.Baskı,İstanbul,2011
  10. Burcu ERDİNÇ, İdari İşlem Kuramında ‘YOKLUK’, Yüksek Lisans Tezi,Ankara,2013

[1] Prof. Dr. Bülent TAHİROĞLU/Prof. Dr. Belgin ERDOĞMUŞ,Roma Hukuku Dersleri,7.Baskı,İstanbul,2011

[2] Prof. Dr. Fikret EREN,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, 21. Baskı,Yetkin Yayınları,  Ankara,2017, s.119, Prof. Dr. Pierre TERCIER/Prof. Dr. Pascal PICHONNAZ/Doç.Dr. H. Murat DEVELİOĞLU,1. Baskı On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016,s.62

[3] Yrd. Doç.Dr. Pakize Ezgi AKBULUT,Borçlar Hukukunda Kesin Hükümsüzlük Yaptırımının Amaca Uygun Sınırlama (Teolojik Redüksiyon) Yöntemi İle Daraltılması, 1.Baskı,On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016,s.5

[4] Prof. Dr. Andreas Von TUHR,Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı Cilt 1-2, Çeviren Av.Cevat EDEGE, Yargıtay  Yayınları No:15,Ankara,1983, s.133,  Prof. Dr. Fikret EREN,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, 21. Baskı,Yetkin Yayınları,  Ankara,2017, s.119,Prof. Dr. Ahmet M. KILIÇOĞLU,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri,20. ,Ankara,2016,s.45,Yrd. Doç.Dr. Pakize Ezgi AKBULUT,Borçlar Hukukunda Kesin Hükümsüzlük Yaptırımının Amaca Uygun Sınırlama (Teolojik Redüksiyon) Yöntemi İle Daraltılması, 1.Baskı,On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016,s.5,Burcu ERDİNÇ, İdari İşlem Kuramında ‘YOKLUK’, Yüksek Lisans Tezi,Ankara,2013,s.7. Belirtmek gerekir ki bir çok yazar ‘irade açıklaması’ kavramı yerine ‘irade beyanı’ kavramını kullanmaktadır. Kanaatimce iki kavramda farklı olmasına karşın özleri gereği aynı sonucu vermektedir. ‘İrade Beyanı’ kullanan yazarlar için bkz. Prof. Dr. Kemal OĞUZMAN/Prof. Dr. Turgut ÖZ,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri Cilt 1, 11. Bası,Vedat Kitapçılık,İstanbul,2013,s.36, Prof. Dr. Haluk Nami NOMER, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14.Baskı,Beta Yayıncılık,İstanbul,2015,s. 31, Prof. Dr. O. Gökhan ANTALYA,Borçlar Hukuku Genel Hükümleri,Cilt 1, Legal Yayıncılık,İstanbul,2015,s.83, Prof. Dr. Pierre TERCIER/Prof. Dr. Pascal PICHONNAZ/Doç.Dr. H. Murat DEVELİOĞLU,1. Baskı On İki Levha Yayıncılık,İstanbul,2016,s.63

[5] Von TUHR,a.g.e., s.133, EREN, a.g.e,s.119,ANTALYA,a.g.e,s.86,AKBULUT,a.g.e,s.6

[6]Von TUHR,a.g.e., s.133, EREN, a.g.e,s.119,ANTALYA,a.g.e,s.84,AKBULUT,a.g.e,s.7

[7] EREN, a.g.e,s.120,AKBULUT,a.g.e,s.10,KILIÇOĞLU,a.g.e,s.45

[8] EREN, a.g.e,s.120 ‘Gerçekten, mevcut bir hukuki ilişkiyi sona erdiren fesih veya dönme işlemi, tek taraflı bir hukuki işlem olup, sadece hukuki işlemi fesheden veya hukuki işlemden dönen kimsenin irade açıklamasından oluşur.’

[9] EREN, a.g.e,s.120-121

[10] EREN, a.g.e,s.121-122, ANTALYA,a.g.e,s.87

[11] TUHR,a.g.e.,s.140 v.d., EREN, a.g.e,s.122-123,AKBULUT,a.g.e.,s.10

[12]EREN, a.g.e,s.122-123,AKBULUT a.g.e.,s.10

[13] EREN, a.g.e,s.127,AKBULUT a.g.e.,s.10

[14] EREN, a.g.e,s.127,AKBULUT a.g.e.,s.10

[15] EREN, a.g.e,s.127,AKBULUT a.g.e.,s.10

[16] EREN, a.g.e,s.127, ANTALYA,a.g.e,s.89,AKBULUT a.g.e.,s.10

[17] EREN, a.g.e,s.127,AKBULUT a.g.e.,s.10, ANTALYA,a.g.e,s.89

[18] EREN, a.g.e,s.129

[19] EREN, a.g.e,s.129,AKBULUT a.g.e.,s.11, ANTALYA,a.g.e,s.91

[20] EREN, a.g.e,s.130, ANTALYA,a.g.e,s.90-91,TERCIER/PICHONNAZ/DEVELİOĞLU,a.g.e.,s.68-69, AKBULUT a.g.e.,s.12 v.d.

[21] EREN, a.g.e,s.131, ANTALYA,a.g.e,s.90-91,TERCIER/PICHONNAZ/DEVELİOĞLU,a.g.e.,s.68-69, AKBULUT a.g.e.,s.12 v.d.,

[22] AKBULUT ,a.g.e.,s.13

[23]EREN,a.g.e.,s.131

[24] EREN,a.g.e.,s.131,AKBULUT,a.g.e.,s.13

[25] Ayrıntılı bilgi için bkz. EREN,a.g.e.,s.132

[26] EREN,a.g.e.,s.164

[27] NOMER,a.g.e.,s.31, aynen aktarılan,Yargıtay 13. Hukuk Dairesi,26.01.2012 T.,2011/16549 E.,2012/1177 K., ‘Yenilik doğuran hakların kullanılması ile birlikte taraflar arasında yeni bir hukuki ilişki doğar veya mevcut bir ilişkide değişiklik meydana gelir veya ilişki sona erer. Örneğin alım,önalım,geri alım hakları kurucu yenilik doğuran haklardır ve bunların kullanılması ile birlikte taraflar arasında bir satış ilişkisi doğar. Bunlardan önalım hakkı dava dışı, muhataba yöneltilecek bir irade beyanı ile kullanılamaz, ancak dava yolu ile kullanılabilir.’

[28]EREN,a.g.e.,s.165,ANTALYA,a.g.e.,s.103,TERCIER/PICHONNAZ/DEVELİOĞLU,a.g.e.,s.70,NOMER,a.g.e.,s.31.

[29]EREN,a.g.e.,s.166,ANTALYA,a.g.e.,s.104-105,TERCIER/PICHONNAZ/DEVELİOĞLU,a.g.e.,s.70,NOMER,a.g.e.,s.35

[30] EREN,a.g.e.,s.168

[31] EREN,a.g.e.,s.169-170,ANTALYA,a.g.e.,s.123

[32] NOMER,a.g.e.,s.36

[33] EREN,a.g.e.,s.171

[34] Ayrıntılı bilgi için bkz. EREN,a.g.e,s.173 v.d.

[35] ANTALYA,a.g.e.,s.127-128,AKBULUT,a.g.e.,s.30,31

[36] ANTALYA,a.g.e.,s.127-128,AKBULUT,a.g.e.s.30-31

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top